compiled from html_sayfa.tpl */ ?>

İnanmış Bir Aydın Olarak Portresi


Akif ' in hiç bir aydında görülmeyen tavırlarından biri de, düşünce, sanat ve mücadele anlayışı içine camiyi yerleştirmesidir. O dinin toplum için ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu bildiği kadar, yanlış yanlış anlaşılmış bir dinin daha doğrusu dinin yanlış anlaşılmasının getireceği felâketlerin de farkındaydı. İnançlı bir aydın olarak böyle bir duruma ne kendi adına ne de toplum adına ilgisiz kalabilirdi. Bundandır ki, hayatının en önemli uğraşlarından biri de dinin doğru anlaşılması, hurafelerden arındırılması olmuştu. Samimi bir mü'min olarak inancını geliştirmek, derinleştirmek için inanılmaz bir gayret gösterdi.

Mithat Cemal, Akif in Müslümanlığa ''Güzel'' diye değil "Doğru" diye bağlandığını ileri sürer. Bu görüş din adına ortaya konan yanlış ve hurafeleri temizleme çabası daha öne çıktığı anlamında doğrudur. Akif, elbette inancının güzelliklerinin farkındaydı ama doğrunun güzelden önce ve öncelikli bir şekilde anlatılması gereken bir dönemde yaşamıştı.

Mithat Cemalin bu iddiasının, Akif in tasavvufa uzak duruşundan kaynaklandığı söylenebilir. Nitekim bu iddialar bazı tasavvufî çevrelerce daha açık bir dille ileri sürülmüştür. Akif, tasavvufî yapıların yetersizliği kadar, tasavvufî birikimin, dini anlayışı derinleştiren, genişleten özelliğinin bilincindeydi.

Mevlana'nın bütün eserlerini severek okuması, kendisini bir Mevlana öğrencisi olarak tanıtan çağdaşı, Muhammet İkbale duyduğu ilgi ve sevgi, uzlete çekildiği Mısır yıllarında yazdığı şiirler, tasavvuf neşvesine son derece çarpıcı örneklerdir.
 
Copyright © Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı. Adres : Atatürk Bulvarı Sefaretler Apartmanı 199/9 Kavaklıdere Ankara