Mehmet Çiftçigüzeli
mehmetciftciguzeli@hotmail.com
Kimdir?.Kimdir bu Aksakal?.
30 Ocak 2010 Cumartesi 15:56
İlkokul’da her
Pazartesi(1952) günü eğitime başlar iken bütün okul öğrencileri ve
öğretmenlerimizin iştiraki ile önce İstiklalMarşı’mızı okunur, ardından da
“ant” içerdik
“’Türk’üm,doğruyum,çalışkanım”diyerekten. Cumartesi günü öğleye
kadar yine mektebimiz vardı.Saat 13.00’te okulumuz tatile girmeden önce bütün
okul karda-kışta kapalı yerde; güzel havalarda bahçede “İstiklal Marşı”nı okur,
öyle dağılırdık. Birbuçuk günlük tatil bize ilaç gibi gelirdi.
Mehmet Akif
Ersoy’u okuduğumuz İstiklal Marşı ile mi tanıdım hatırlamıyorum. Ama ilk defa
dikkatimi çeken sınıf arkadaşım İsmail İlmi’nin babası Hafız Kamil Kıdeyş
oldu. Akif’in de yazdığı Sebilürreşad’a aboneydi, gözleri yeterli görmediği için
de bizlere okuturdu derğiyi. Sebilürreşad’ın sahifelerini bıçakla açar ve okumaya
başlardık,hepimiz pür dikkat kesilirdik. Mehmet Akif Ersoy’u daha da yakından
tanımak için hemen koşup bir Safahat aldım. (1957) Öyle parça parça, az az Akif
okumak beni doyurmuyordu. Saatlerce okumaya başladım."Zülmü alkışlayamam, zalimi
asla sevemem" benim yüreğimi eritmişti. “Bir zamanlar biz de millet hem de nasıl
milletmişiz”heyecanlandırmıştı. Hele Toprak’ta da okuduğum “Tükürün” şiirini
hemen hafızamdan hiç silinmedi. Safahat’sız günlerimiz geçmiyordu bir grup
arkadaşımla birlikte. Çanakkale Destanı’nı ezberlemiş,bu toprakların bir
santiminin bile kıymetini yeniden anlamıştım. Sonra gidip Eşref Edip’in yazdığı
Mehmet Akif isimli kitabını aldım.(1962 Mart)
Böyle olunca size
yafta takmaya hazır bir grup vardır. Gericilikle itham edilirsiniz. Aynen de
öyle oldu.İtham edenler de ilerici olurdu bu oyunda. Daha ilericiliğin ve
gericiliğin ne demek olduğunu bile anlamadan böyle bir çerçeveye
oturtuluyor insanlar. Batılı emperyalist
güçler konjonktürü iyi değerlendiriyor, sağduyusuz ve beceriksiz yönetimler de
gelişmenin farkında bile varmıyor.Sanatçının hayatını okuyunca bir de
bakıyorsunuz aynı yaftalar Akif’in de boynunda. Yazdıkları insanımızın ve
ülkemizin sorunları. Bu günlüklerde toplumun vicdanı yansıyor. Zaman hızla akıp
gitmiş;ne ülkenin, ne de insanımızın sorunları değişmemiş. Akif ve yazdıkları
taptaze hayatımızda. Hayatı da yazdıkları da birbirinin önünde. Yarış içindeler.
Neden?
Çünkü,yüksek
fazilet ve seciye sahibi. Destan adam,örnek insan.Vatan ve millet sevgisi en
önde bir yiğit. Toplum bir asrı aşkın süreden beri Akif’in dilini okuduğu ve
hissettiği için sanatçı hala aramızda.Aynı dönemin sanatçılarından acaba
hangisini sokaktaki insan hatırlayabilir? Akif’in nazım ve nesiri saf ve billur
gibi.Türk ve islam ruhu hakim.Toplumu terennüm ediyor. Hamasetimiz, ferağatimiz,
şehametimiz onda,erkek bir ses. Hayat dolu ,ümitsizliği olmayan, büyük bir
şair. İnsanı kamil. Ancak sessiz bir karakter.İnandığını ve hak bildiğini
dosdoğru söyleyen. Azimli ama gösterişsiz.Metanetli,hür fikirli ve de iyi
niyetli, müsamahakar.
Cahil dindara hep
karşı.Dinsiz ahlaka da inanmıyor. Halkın gönlünü doğruluğu ve içtenliğiyle
kendine çevirmiş. Topluma allahın bir lütfu.Yeniden keyfediyoruz Akif’i.Bu ne
güzel mutluluk. Yazısında eleştirdiği Nazır’ın gönderdiği elçi vasıtasıyla taciz
ve tehdidine “Bana değil, Nazırınıza söyleyin, o kendini değiştirsin.”diyen bir
kahraman.
Tekke Türkçesi
biliyor,medrese Türkçesi biliyor, Tanzimat Türkçesi biliyor, Servetifünun
Türkçesi biliyor, Cumhuriyet Türkçesi biliyor özetle her evin ve sokağın
konuştuğu bütün Türkçeleri biliyor. Halkı biliyor, aydını biliyor, yöneticileri
biliyor. Dolayısıyla noksanları, zaafları, ilim, irfan, ümran sahasındaki
gerilememizi, ahlaki çöküşümüzü, tembelliğimizi, hantallığımızı, hurafelere
inanmışlığımızı şiddet ve hiddetle kızarak sorguluyor. Bu ne hal? Sonra çözüm
öneriyor.
İşte bunun için
ilerlemeyi,gelişmeyi,medeni ve ilmi kavramları hep önde tutuyor, ayrıcalıklı
kılıyor. İlhamını da dilinden,dininden,milletinden alıyor. Temiz ve
lekesiz. Zamana,mekana,güçe meydan okuyan sağlam sanatçı. Statükoyu
önemsemedi. Formalitelere aldırış etmedi. Ruhun gıdası ahlakı gaye
bildi. Muhafazakardı ancak mutaassıp değildi;ilericiydi,çağdaştı,yenilenmeyi ve
değişimi kültür köküne bağlı olarak savunan biriydi. Yolsuzlukla,yolsuzlukla, fukaralıkla, gericilikle, tutuculukla, hurafecilerle hep mücadele etti.
Galiba Mehmet
Akif Ersoy’u yeniden keşfetme zamanı geldi,gonk vurdu.
Kim bu
aksasakal,entelektüel ahlak sahibi sanatçı?
Bu yazı toplam 778 kez okundu.