Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş
Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş
nalp@mynet.com

MEHMET AKİF ERSOY: BUGÜNÜN ŞAİRİ


27 Şubat 2011 Pazar 02:12

Milletler, ardarda gelen nesiller, ülkelerine hizmet etmiş büyük şahsiyetleri, tarihlerinin önüne çıkmış kişileri unutmazlar, onların hatıralarını muhafaza eder ve zaman zaman anarlar, ruhlarını şadederler.

Bizim,Türk Milleti için İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif şüphesiz bu unutulmayacak şahsiyetlerden birisidir. Fakat tarihimize kendi alanında mal olmuş, derin izler bırakmış pek çok büyük insanımızdan Mehmet Akif’in belirgin bir farkı vardır: O da pek çok şiirinde terennüm ettiği derin duyguların, güçlü fikir ve mesajlarının bugünümüzde de  bütün canlılığını koruyarak yaşadığı, ruh dünyamızda tazeliğini koruduğu ve düşüncelerimize yön verdiği gerçeğidir.

Mehmet Akif, cihan devletimiz Osmanlı’nın artık çöküş ve dağılma dönemini yaşadığı ve vatanımızın istila edilmek istendiği ıstırap dolu bir devrin şairidir. O günün elim şartları O’nu herşeyden önce “vatan ve millet şairi” yapmıştır.

O’ndan önceki ve zamanındaki pek çok edip ve şairimiz gibi,19. Asrımıza imzasını atmış Namık Kemal “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini” feryadı ile bütün bir milleti uyandırmak istememiş midir? Büyük Şairimiz Yahya Kemal Bayatlı “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik” diyerek  atalarının muhteşem devirlerini günün nesillerine hatırlatarak, onlara vatan hizmetinde şevk ve heyecan vermek istememiş midir? Arif Nihad Asya da Bayrak şiirinde “Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım / Seni selamlamadan uçak kuşun yuvasını bozacağım” derken vatan toprakları için kanlarını döken aziz şehitlerimizi resmetmemiş midir?

Mehmet Akif elbette, “vatan şairliği” özelliğinin zirvesine çıkmıştır: “Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı”. Fakat büyük şair ve tefekkür adamı Mehmet Akif aynı zamanda bir “islam şairi”dir de. Bütün dünya müslümanlarının 19. Asır ve 20. Asrın başlangıcında içine düştüğü faciaların, sömürge durumunda olmalarının, parçalanıp dağılmalarının da ıstırabını derinden duymakta, bu çöküşten kurtulmanın yollarını göstermektedir. Hindistan müslümanlarını ayağa kalkıp mücadele etmeleri gerektiği mesajını veren Dr. Muhammed İkbal’in haykırdığı gibi “Uyan ey şir-i jiyan (yaralı aslan), bu hab-ı gafletten (gaflet uykusundan)”

Mehmet Akif’in şahsiyet ve fikirlerinin en belirgin ve güçlü özelliklerinden biri olan “islam şairliği” , hayatında ister istemez karşıtlarının olmasına, o dönemdeki bazı şartlar dolayısıyla yol açtı.
Gençliğimi yaşadığım Ankara’da, 1940’lı yıllarda  bu büyük vatan, istiklal ve islam şairimizi törenlerle anmak, herhalde şahsiyetinin  bu son özelliğinden dolayı mümkün olmamaktaydı. O yılların üniversite gençliği , başta yayıncı ve yazar Osman Yüksel Serdenğeçti ve arkadaşları, Milliyetçiler Derneği çevresindeki aydınlar  Mehmet Akif’i anma toplantıları tertiplemek için salon bulamıyor, gereken izni alamıyorlardı. Ankara’nın merkezinde Hıdırlık Tepesi’nde, bir mimarlık şaheseri olan Halkevi Binası’nda  Mehmet Akif için anma töreni yapmak, bir çok girişime rağmen mümkün olmamıştı.

Bugünün Türkiye’sinde katı ve anlaması zor olan bu şartlar ve tutumlar, çok şükür ki, değişmiştir. Bugün Türk Milleti milli ve manevi değerlerine sahip çıkmakta serbesttir.

Halkımız ve kuruluşlarımız  bu büyük “vatan, istiklal ve islam şairi”mizin hatırasını yaşatmakta, manevi şahsiyetini tekrar bağrına basmakta ve hayatı boyu dile getirdiği mesajların sahibi olduğunu daima göstermektedir.

Bu vadide “Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı”nın çabalarını, faaliyetlerini minnet ve takdir duygularıyla, bu satırlarla zikretmek bizler için manevi bir borçtur.

Bu yazı toplam 6411 kez okundu.
YAZARA AİT DİĞER MAKALE BAŞLIKLARI
 
Copyright © 2017 Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı. Adres : Atatürk Bulvarı Sefaretler Apartmanı 199/9 Kavaklıdere Ankara