Dr. Rüstem MÜRSELOĞLU
Dr. Rüstem MÜRSELOĞLU
turkrustam@gmail.com

BAKIŞ


12 Mayıs 2013 Pazar 19:13

M. AKİF’İN SANATA, SANATIN M. AKİF’E BAKIŞI…

ÖZET

M. Akif, İstanbul’un en yerli ve en yoksul mahallelerinden birinde doğdu (1873-1936) ve yaşadı. Hayatı burada tanıdı ve keşfetti, toplumsal dokuyu burada ve onun bir parçası olarak tanıdı. Bir inanç ikliminin güzelliği ile birlikte toplumun yazılı olmayan mutabakatlarını, modern hayatın yerli ve geleneksel olana nasıl nüfuz ettiğini, hangi çelişkilere, trajedilere yol açtığını, neleri çürüttüğünü, nelerin eskidiğini ve nelerin yenilenmesi gerektiğini bu mahalle hayatında gözlemledi. Yenilenmekle, yerli kalmak, kendi olmak arasındaki tercihlerinin ilk çizgilerini burada idrak etti.

Mehmed Âkif geleneksel edebiyatın olduğu kadar, Batı kültürünün değerleriyle etkileşimi kabul eder, ancak Doğu'ya, ya da Batı'ya öykülenmeye şiddetle karşı çıkar. Çünkü her edebiyatın doğduğu toprağa bağlı olmakla canlılık kazanabileceği ve belli bir işlevi yerine getirmedikçe değer taşımayacağı görüşündedir. Gerçekle uyum içinde olmayı her şeyin üstünde tutar. İçinde yaşanılan toplumun özellikleri göz önüne alınmadan Batılı yeniliklere öykünmenin doğrudan doğruya edebiyata zarar vereceği, "edebsizliğin başladığı yerde edebiyatın biteceği" anlayışına bağlı kalarak "sanat sanat içindir" görüşüne karşı çıkmış, "libas hizmetini, gıda vazifesini" gören bir şiiri kurma çabasına girişmiştir. Bu yüzden toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler Türk edebiyatında ilk kez Mehmed Âkif tarafından yazılmıştır

İstiklal marşının yazarı olan M. Akif’in sanata bakışı bu yönde şekillenmişken, sanatımızın M. Akife bakışı nasıl bir yol izlemiş ve izlemektedir? Özellikle dramatik sanatımızın milli ve muhafazakar düşünürümüze bakışı hangi ölçüdedir?   Tebliğimizi bu paradigmadan irdeleyeceğiz.

 

Anahtar Kelimeler: Sanat, edebiyat, inanç, millet, hürriyet.

 

 

KENDİ KALEMİNDEN EDEBİYAT VE SANAT GÖRÜŞÜ

Şarklılar her şeyde olduğu gibi edebiyatta pek geri, Garplılar her şeyde olduğu gibi edebiyatta pek ileri. Biz onların edebiyatından yalnız sanat cihetiyle istifade etmek isteyeceğiz. Yoksa ecnebi emtiasını yerli meta-ı yerine satmayacağız. Simsarlığın bu türlüsü dolandırıcılık olmaktan başka, kendi hissiyatımızın, kendi efkarımızın, elhasıl kendi hayatımızın kıyamete kadar, işlenmeyerek, ham eşya sırasında kalmasına sebep olur ki, hem ayıp, hem günahtır.

Darılmasınlar, gücenmesinler ama sanatkarız diye meydana atılan bir çoklarını biz âdi birer simsar olarak bulduk! Âdi kaydını da ilave ediyoruz; çünkü eklerini belli etmeyecek kadar maharet gösteremiyorlar.

Sade yazmak bizim için asildir. Ne zaman bu asıldan ayrı düşmüşsek mutlaka muztar kalmışızdır. Yalnız sadelikte “cennet”i beğenmeyip “uçmak” “cehennem”i bırakıp “tamu” diyecek kadar ileri gidecek değiliz.

Hele dilimizin şivesini- ister Napalyon çizmesi çekmiş, ister İngiliz çorabı giymiş olsun- hiçbir ecnebi ayağına çiğnetmeyeceğiz. Bu hususta ne kadar taassup, ne kadar muhafazakarlık kabilesi göstereceğiz. Evet, eskiler gibi Arapça, Acemce düşünülüp; yahut yeniler gibi Fransızca, Almanca tertip eyleyip Türkçeye ondan sonra naklolunan yazılara karşı gücümüz yettiği kadar hücum edeceğiz. Zira şu hakikate iyice inanmışız ki; Dilsiz millet gibi şivesiz dil de yaşamaz; her memleket nasıl kendi tabii hududu dahilinde ilerlerse, her dil de kendi fıtri şivesi dairesinde tekrar eder.

Lisanın şivesine uymayan eserler mahdut bir kısım halk arasında bir müddet yaşar; lakin sonra da ölür gider .” (8 Mart 1912 tarihli Sebilürreşat’ta yayınlanan Edebiyat başlıklı yazısından) 1

M. Akif edebiyatımızın, lisanımız ve şivemizin muhafazası hususundaki düşüncelerini kaygılarını dile getirirken dönemin ileri gelenlerini gayretsiz, çaba sarf etmeyerek, Allaha tevekkül yaklaşımlarını “Azimden Sonra Tevekkül” şiirinde şu şekilde dile getirmektedir:

                         “Allaha dayandım!” diye sen çıkma yataktan…  

                        Ma’nâ-yı tevekkül bu mudur? Hey gidi nâdan!

                        Ecdâdını, zannetme, asırlarca uyurdu;

                        Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?

                        Üç kıt’ada, yer yer, kanayan izleri şâhid:

Dinlenmedi bir gün o büyük nesl-i mücâhid.

                        Alemde “tevekkül” demek olsaydı “at âlet”,

                        Mirâs-ı   diy anetle yaşar mıydı bu millet?

                        Çoktan kürenin meş’âl-i tevhidi sönerdi;

                        Kur’an duramaz, nezd-i İlah î’ye dönerdi. 2    ( 13kasım 1919)

 

Aynı şiirde dünyanın koştuğunu söyleyen şair, çağın gerisinde kalmamak için uyanık olunmasını işaret etmekle gelişimden yana olduğunu fakat tarihi geçmişimizin yıkılmaması ve korunması gerektiğin de göndermede bulunuyor.

 

                        Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;

                        Davranmayacak kimse bu meydâne atılmaz .

                        Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da;

                        M âz îyi, fakat, yıkmaya kalkışma bu yolda.  

 

M. Akif edebiyatın, sanatın halkın sesiyle gıdalanmasına önem vermekteydi. Halkın sefalet, yoksullukla boğuştuğu bir dönemde “ şiir için, edebiyat için “süs”, “çerez” diyenler var. Karnı tok, sırtı pek milletler göre bu söz belki doğrudur. Lakin bizim gibi aç, çıplak milletlere süsten, çerezden evvel giyecek, yiyecek lazım. Onun için ne kadar süslü, ne kadar tatlı olursa olsun, libas hizmetini, gıda vazifesini göremeyen edebiyat bize hiçbir şey söyleyemez” diyor.

 

                            Fak iri    hiç seven olmaz: “Dolar sever bu diyâr.”

                             Senin diyârını bilmem, o başka olsa gerek?   

 

 “San’atkar” şiirinde yukarıdaki mısralarının ardından duygularını dile getiren şair şöyle devam ediyor:

 

                          Bırak, uzaklara hâkim dehâ-yi san’atini,

                          Görür yakındakiler ruhunun asâletini.

                          Onun da yoksa duyan kalbi s inesinde eğer,

                          Vücûd-i hilkate bir mideden kefen çekiver!

 

Cemiyet ve Sanatın Akif’e Bakışı

M. Akif kişiliği bir dava insanını çağrıştırıyor. Edebiyatta olduğu gibi yaşamında da doğru bildiği ideallerin arkasınca yürümüştür. Akif’in hemen hiçbir dönemde siyasetle doğrudan ilişkisi olmamakla beraber toplumsal sorunlarla ciddi ve yoğun bir ilgisi olmuştur. Dönemin bütün aydınları gibi çöküş şartlarının yol açtığı acıları derin bir şekilde yüreğinde hissediyor ve bir çıkış yolu arıyordu.

Meşrutiyetin ilanından 10 gün sonra daha önceleri gizli bir cemiyet olarak faaliyet gösteren ve daha sonra partileşecek olan İttihat ve Terakki Cemiyetine üye olur. Ancak Akif, cemiyete üyeliğe girişin gereklerinden biri olan “Cemiyetin bütün emirlerine, bilâ kaydü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim” şeklindeki yemindeki “kayıtsız şartsız itaat kelimesine “itiraz eder ve sadece iyi ve doğru olanlarına şeklinde düzeltilmesi şartıyla yemin edebileceğini söyler. Ve cemiyetin yemini Akif’le değişir. Bu dik duruş asaletten olacak ki, istiklal marşına da yansımıştır.

                        Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,                                 

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

 

Doğruluk, hakkaniyet davacısı olarak öğrendiğimiz M. Akif’e sanatımızın bakışı nasıldır? Sorusuna gelince; Ne yazık ki, istiklal marşımızın yazarı olan düşünürümüz özellikle dramatik sanat alanında yeterince temsil edilmediği gözlemlenmektedir. Birkaç belgesel türü çalışma dışında M. Akif ile ilgili ciddi bir çalışma görülmemektedir. Özellikle sinema sektörünün son yıllardaki başarılı çıkışları hesaba katılırsa repertuarlarında M. Akif ve onun gibi düşünürlerimizin “örnek alacağımız” hayat hikayelerinin yer almayışı edebiyat ve sanat dünyamızı düşündürmelidir.

Atatürk’ün sanat/kültür konularındaki deyişleri arasında sinema üzerine olanları da vardır. Bunlardan en önemlisi şu sözlerdir: “Sinema öyle bir keşiftir ki bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklılıklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz”. 3

SONUÇ:

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO, dünyadaki okuma alışkanlıklarını rapor haline getirdi. Avrupa'da yüzde 21 olan kitap okuma alışkanlığı Türkiye'de yok denecek kadar az.

Araştırmaya göre, günde ortalama 6 saat televizyon izleyip 3 saat internette gezinen insanlarımız kitap okumaya yılda sadece 6 saatini ayırıyor. Kitap Türkiye'deki ihtiyaç maddeleri listesinde 235'nci sırada yer alıyor. 4

Bu vahim bir tablo karşısında televizyon ve sinemayı toplumun gelişmesine, aydınlanmasına yönelik çalışmalarda etkin kılmaktan başka çarenin olmadığı aşikardır. M. Akif gibi aydınlarımızın hayatını ve düşüncelerini beyaz perdeye taşımak için sanat insanlarımızın iyi bir kurgu, etkileyici bir senaryo yazmasıyla söylenenlerin mümkün olacağı gibi, aydın önderlerin düşüncesiyle mutlu yarınlara ulaşmanın yolları aranmalıdır. M. Akif gibi düşünürlerimizin sanata bakışı idrak edilerek,  her gün yenilenen teknolojiyle sanatımızın fikir insanlarına bakışı üzerine durulmalıdır.

Akif’in Batılaşmaya yönelik eleştirel yaklaşımını aslında beş dakikalık sinema dili kullanarak etkileşiminin hangi ölçütte olabileceğini   anlatmak zor olmasa gerek. Örneğin Sinan Çetinin “Mutlu Ol” filmini izlemekle sinemanın nasıl bir güç olduğunu anlamamız ve bu gücü doğru kullanarak M. Akifleri yaşatmamız gerekir.

 

Kaynak:

1. Refik Durubaş. Mehmet Akif hayatı ve Toplu şiirleri  Kırmızı yayınları 2008 İstanbul s25-27

2.M.Akif Safahat  Hazırlayan M.Ertuğrul Düzdağ Çağrı yayınları İstanbul 2007 s 452

3.Atilla Dorsay, Atatürk ve Sinema, 2003

4. http://www.trthaber.com/haber/gundem/avrupada-yuzde-21-turkiyede-10-binde-1-72919.html - 30 Ocak 2013-

 

 

 

Bu yazı toplam 3843 kez okundu.
YAZARA AİT DİĞER MAKALE BAŞLIKLARI
Yazara ait kayıtlı başka makale bulunamadı.
 
Copyright © 2017 Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı. Adres : Atatürk Bulvarı Sefaretler Apartmanı 199/9 Kavaklıdere Ankara