Mehmet Çetin
Mehmet Çetin
mehmetcetin56@gmail.com

ABDULLAH TUKAY


05 Mayıs 2014 Pazartesi 23:20

Abdullah Tukay (Ğabdulla Tuqay) Tatar halk şairi, yazar ve yayımcı, gazeteci, mizah yazarı. Çağdaş Tatar-Başkurt edebiyatının kurucu isimlerinden. Tukay’ın annesi Bibi Memdude Hanım ile bir imam olan dedesi Zinnetulla Bey’in de şiir yazdığı bilinmektedir.

19. asrın sonu ile 20. asrın başında yaşamış olan Abdullah Tukay 26 Nisan 1886'da Kazan bölgesi Menger ilçesi Kuşlaviç köyünde doğdu. Yedi göbekten imam olan bir ailenin çocuğudur Daha beş aylık iken imam olan babası Mohemmed Garif (Muhammed Arif),  üç yaşında iken annesi Bibi Memdude hanım vefat etti. 1985 yılında dedesinin ve Muhammet Veli adındaki bir zanaatkârın yanında kaldı. Ailesi çevreden ekmek parçaları toplayacak kadar yoksuldu. Bir süre kah orada kah burada kalan bu öksüz ve yetim 1907 yılına kadar kalacağı Halası Aziza hanımın yaşadığı Cayık (Yayık) şehrine gitti ve ancak orada sıcak bir yuvaya kavuştu. Eniştesi tarafından gönderildiği Mutiîullah Medresesine ve medresenin yanı başındaki Rus okuluna devam ederek eğitimini tamamladı. Arap, Fars, Türk ve Rus dillerini bu okul ve medresede öğrendi.

Talebe iken Mutiîullah Molla’nın oğlu Kâmil Mutiî’nin matbaasında da çalışmaya başladı.

1905 Yılında Çar 2. Nikolay’ın bazı hak ve özgürlükleri genişleten politikalarının ardından Kâmil Mutiî’nin Fikir gazetesini yayınlamaya başlaması, yazı ve sanat hayatının başlamasına da imkân hazırladı. Şiirlerini fiilen çalıştığı bu gazetede yayınladı. Daha sonra çıkan El Asr ül Cedid isimli edebiyat dergisi ile Uklar adlı mizah dergilerinde bir yandan aktif olarak çalıştı, diğer yandan şiirlerini yayınladı. Çalıştığı gazetelerde hem mürettiblik ve musahhihlik yapıyor hem redaktörlük işini üstleniyor aynı zamanda da yazı yazıyordu..

Mirza el Ekber Sabir’in çıkardığı Molla Nasreddin adlı mizah dergisini ve İsmail Gaspıralı’nın Tercüman Gazetesini ilgi ve dikkatle takib ediyor ve beğeniyordu.

Doğu düşüncesini ile ilgili ilk bilgileri Mutiullah Hazret’ten aldı. Türk ve Fransız edebiyatlarını ise Türkiye’den göç eden şair Abdulveli Emrullah ile dostluğu vesilesiyle öğrendi.

Şiir yazmaya medresede öğrenim görürken başladı. Şehirde cereyan eden ihtilâl hareketlerine de iştirak etti.

Abdullah Tukay, hayatının ve sanatının ilk dönemi diyebileceğimiz (1886-1905) yıllarını dar bir çevrede geçirdi. Buna rağmen bu dönemde bile şöhreti bütün Rusya’ya yayıldı. 1907 yılında Kazan'a yerleşti. Daha geniş bir entelektüel ve edebî çevreye sahip olan ve büyük umutlarla geldiği bu şehirde umduğunu bulamadı ve çok dar bir çevre içinde yaşadı.

Hayat hikâyesini “Aklımda Kalanlar” adlı otobiyografik eserinde anlatmıştır.

Dönemin bir çok aydını gibi Abdullah Tukay’ın da  milli ve toplumsal sorunlar karşısında taşıdığı sorumlulukla sanatı arasında ciddi bir ilişki vardır. Başta Tatar ve Başkurt halkları olmak üzere Türk topluluklarının dini ve milli sorunlarını, bağnazlıkları dile getirir. Tatar edebiyatının zeminini hazırlayan Tukay’ın eserlerinde “didaktik” bir anlatım öne çıkar. Ait olduğu büyük toplumun kültür ve folklorundan beslenen Abdullah Tukay, doğu ve batı edebiyatlarını izleyerek yeni ve yerli bir sentez oluşturmuş, modern Tatar edebiyatının öncü şairi olarak büyük bir çığır açmıştır.
Ömrü büyük bir yoksulluk içinde geçen bu büyük sanatçı, kötü yaşama koşullarından dolayı verem hastalığına yakalanır. Tedaviye geç başlandığı için hastalıktan kurtulamaz ve 15 Nisan 1913 tarihinde 26 yaşındayken hayata gözlerini yumar. Cenazesine altı bin kişi katılır ve adeta bir miting havası içinde defnedilir. Bu bile Tukay’ın Tatar halkı nazarında ona verilen değeri ve gösterilen sevgiyi anlamak için yeterlidir.

Kısacık ömründe Tatarların Milli şairi sıfatını alacak kadar büyük ve önemli eserler veren Abdullah Tukay’ın şöhreti bütün Türk dünyasına yayıldığı gibi Türkiye’ye de ulaşmıştır. Başta Fuat Köprülü olmak üzere, Tukay hakkında ciddi bilim adamlarınca araştırmalar yayımlanmıştır. Köprülü, Tukay’ı Tatarların “Ulusal Vicdanı” olarak nitelendirir.

Tukay'ı bütün Türk halkları kendilerine ya kın bildiler. Onun şiirleri dünyanın pek çok dillerine tercüme edildi. Eski SSCB’de kullanılan 26 dilin yanında Arapça, Farsça, Fransızca Macarca, İngilizce, Almanca ve Japonca’ya çevrildi. Doğumunun 100. Yılı münasebeti ile Birleşmiş Milletler topluluğu (UNESCO) şâiri uluslararası alanda tanıttı.

Türkiye’de ise Tukay’ın adı 1965 İstanbul’da kurulan Tukay Gençlik Kulübünde yaşatıldı. Bu kulüp 1968 yılına kadar çıkardığı bültene  “Tukay Bülteni” adını verdi. 1970 yılında yayın hayatına başlayan 1980 yılına kadar yayınlanan Kazan dergisi de Tukay’a özel bir önem verdi. Tukay hakkında çok sayıda yazı yayınladı. Türkiye’deki bir çok üniversitede Tukay hakkında tezler yayınlandı.

--------------

BİR TATAR ŞAİRİNİN
SÖZLERi

Şiir söylerim, durduğum yer dar bile olsa,
Korkmam, sevgili milletim Tatar ne de olsa;
Göğüs gerip karşı dururum, bana millet,
Şimdi ok atıp, ateş edecek de olsa.

Sağa sola sapmam, ileri atılırım,
Yolda engel görsem, durmam aşarım;
Elinde kalem, yazıp duran genç şâir,
Bilir ki, korkmak, ürkmek haram.

Endişelenmeyiz düşmanın gücünden biz,
Bugün artık Ali ile Rüstem'le denkiz;
Şâir ömrü boyunca kaygılanır, acı çeker,
Dalgalanmadan durulmaz engin deniz.

Güzellik karşısında bal gibi eririm,
Överim iyi şeyleri, tatlı dilliyim;
Kötülüğü kınarım, sabredemem!
O hususta pek katıyım, affedemem!

Kötülükler çileden çıkarır beni,
Sanki sopa ile döverler beni,
''Neden böyle?", "Olmaz" diye söylenirim, 
"Ahmaklar, aptallar" derim, öfkelenirim.

Eğer atsa haksız yere, tek tek oku, atici,
Bana değmez, dost, bu atışın gereksiz,
"Hatalı atış yaptın, arkadaş geri al okunu",
Dostluk gösteririm sana, vurduğuna bakmadan.
Kederlenince gönlüm, şiirim gamlı olur,
Pişti diye düşünürüm, ama çiğ olur;
Uçurmak isterim omuzumdan bülbül,
Birdenbire miyavlayan kedi olur.

Överler allı güllü, renkli şeyleri,
Lezzetler oluverir zehir, acı;
Böylesine ateş püskürsem de ben,
Anlaşılmalıdır iyi niyetimin tamamı.

Puşkin ile Lermontov'u örnek alırım,
Yavaş yavaş yukarıya yükselirim;
Dağın zirvesine çıkıp bağırmak istersem,
Koca dağın yıkılmasından korkarım.

Maksada ulaştıkça, yol kısalır,
Bilinmez neden, uyuyan duygular depreşir;
Eğri değil, düz de olsa mezarı beklemem,
Tanrı'min feyzi gönlümde yer alır.
(1907)

Abdullah Tukay
Çevirmen: Dr. Fatma Özkan
Bu yazı toplam 1997 kez okundu.
YAZARA AİT DİĞER MAKALE BAŞLIKLARI
 
Copyright © 2017 Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı. Adres : Atatürk Bulvarı Sefaretler Apartmanı 199/9 Kavaklıdere Ankara